Son Gönderiler

Gerçeklik Payı Olan Efsanevi Yaratıklar

-Zıplayan Jack Efsanesi


(Zıplayan Jack)


19.yüzyıl İngiltere'sinde, Londra'nın tenha yerleşim yerlerinde efsanevi bir varlık ortaya çıkmıştı. Bu yaratık, karanlık ve tenha sokaklarda yürüyenlerin üzerlerine atlıyor ve onları yaralıyordu. Bu saldırılar 1830'lu yıllarda başlayıp, 1920'ye kadar olan sürede yüzlerce kez tekrarlanmıştır. Yaşanan bu saldırılar hakkında bir çok polis raporu vardır.
Adını yüksek mesafeleri kolayca atlayabilmesinden alan Zıplayan Jack, 10 ila 15 metrelik duvarları atlayabiliyor ve çatıdan çatıya zıplayabiliyordu. Görgü tanıklarının ifadelerine göre Zıplayan Jack'in boyu uzun, kendisi zayıf, kulakları ve burnu sivriydi. Bu yaratığın bir saldırısından sonra olay yerine gelen polis, yerde yaklaşık 5 cm erinliğinde ayak izleri bulmuştu, bu izlerse yaylı bir sistemin belirtilerini taşıyordu. Bu durum Zıplayan Jack'in hayal ürünü olmadığının bir kanıtıydı. Çünkü ikinci dünya savaşında almanlar, ayaklara takılan bir aparat geliştirmişlerdi ama %85 gibi bir oranla başarısız olmuşlardı. Çünkü denek aparatı kullanmaya çalışırken bileklerini kırmış ve proje iptal edilmişti.





Zıplayan Jack ise, Almanların yapmaya çalıştığı bu aparatı başarıyla icat etmeyi başarmış ve daha sonra ise bu aparatı suç işlemek için kullanmış olabilir. Çünkü Zıplayan Jack bir defasında, yine adamın birinin önünü kesmiş ama bekçi ve çevredeki insanlar olaya yetişince kaçmıştı. Jack kaçarken, bekçi silahıyla ona ateş etmiş ve  metalik bir çarpma sesi duyulmuştu. Bu olay Jack'in doğaüstü bir varlık olmadığının, sadece bir aparat sayesinde korku salan biri olduğunun en büyük kanıtıdır.

Not: Zıplayan Jack ve Karındeşen Jack farklı karakterlerdir, bunları karıştırmayın.


-İtbarak



Kurtlar, Türkler için kutsal hayvanlardır, ancak köpekler öyle değildir. Eski Türklerde köpekler uğursuz, kötü bir hayvan olarak görülürdü. "it" kelimesinin bir hakaret olarak kullanılmasının belki de bir nedeni vardır. Nedeni ise, İtbarak denilen yarı insan yarı köpek olan bu yaratıklar olabilir. 

İtbarak, eski Türk destanlarında sözü geçen, Türklerin sürekli savaşa tutuştukları, o zamanki Türklerin kuzeybatısında yaşayan köpek başlı yaratıklardır. İtbarakların, Finlandiya civarında bir yerde yaşadıklarına ve zaman zaman akınlar düzenleyerek insanları öldürdüklerine inanılırdı. Oğuz Kağan destanlarına göre, "Itbarak'ların yurdu, kuzey-batıya doğru uzanan, karanlık ülkenin içindeydi. Bizanslılar da "borus" isimli benzer bir yaratığa inanmışlardı ve onların söylencelerinde de, bu yaratıkların kuzey batıda yaşadığı geçmektedir. 




Oğuz Kağan destanlarına göre, Oğuz Kağan 'İtbarak'lara karşı bir akın yapmış; fakat yenik ayrılıp, dağlar arasındaki bir nehrin ortasında bulunan, küçük bir adacığa sığınmak zorunda kalmıştır. İtrabak efsanesinin, kuzeyde yaşayan ve köpek postu giyen saldırgan bir kabile yüzünden ortaya çıkmış olması mümkün. Çünkü o zamanlarda kuzeyde yaşayan insanlar, uzun tüylü hayvan postları giyen kafalarına hayvan başı derisinden başlıklar takan insanlardı. Nu yüzden İtrabak denilen bu yaratıklar, kuzeyde yaşamış eski bir kabile olabilir.

-Kraken



Kraken, İskandinav kökenli efsanevi bir deniz canavarıdır.
Anlatılan efsanelere göre, kraken adındaki bu hayvan, bir ada kadar büyük ve bir gemiyi direk tepesine kadar uzanan kollarıyla devirebilecek kadar güçlüymüş. Kraken ile ilgili tek efsane bu değil, dünyanın bir çok bölgesinde kraken ile ilgili birden fazla efsane vardır. Kraken ismi aslen "krake" kökünden gelir. krake kelimesi ise ahtapot anlamına gelir. Aslında bakarsanız, efsanevi yaratıklar oldukları sanılan krakenler, günümüzde yaşayan dev kalamarlar olabilir. 

(Dev Kalamar)

Dev kalamarlar derin okyanuslarda yaşayıp ortalama 15 metre uzunluğa kadar ulaşabilirler. Bu devasa canlılar, tıpkı kranken de olduğu gibi, avlarını yakalamak için uzun kollarını kullanırlar. Yani bir efsane olarak bahsedilen krakenin asıl adı, dev kalamar olabilir. Çünkü iki hayvanın da bir çok benzer yanı var.

-Karpuz Kafalılar 



Karpuz Kafalılar, Amerika Birleşik Devletleri'nin bazı eyaletlerinde görüldüğü iddia edilen efsanevi yaratıklardır. Bu varlıkların vücudunun küçük, kafalarının ise aşırı büyük ve karpuz şeklinde olduğu tarif edilir. Amerikalı vatandaşlar bu yaratıkların insan eti yediklerini iddia eder. efsaneye göre Karpuz Kafalılar, ormanlı bölgelerde ıssız yolların kenarında uygun bir saldırı fırsatını beklerler ve böylece ıssız yerlerde terör havası estirirler. 

Ancak bu efsane hiç de anlatıldığı gibi değildir. Araştırmacılara göre,  Karpuz Kafalılar aslında Hidrosefali hastalığına yakalanmış ve böylece deformasyon geçirmiş çocuklardır. Bu hastalık beyin ventriküllerinde ve boşluklarında normalin üzerinde beyin omurilik sıvısı birikmesi durumudur. Bu sağlık durumu biraz abartılarak, şehir efsanesine çevrilmiştir.

-Yeti Efsanesi



Yeti efsanesi, 1920 ile 1950 yılları arasında, Everest’e tırmanmaya başlanıldığı zaman ortaya çıktı. 1951’de Everest Dağı’ndan dönen bir ekibin karda çektiği dev ayak izi fotoğrafları, bilinmeyen dev bir Himalaya yaratığı hakkında spekülasyonlara neden olmuştu. Bu insana benzeyen yaratıklara, Himalayalar’da ”yeti veya migoi”, Kuzey Amerika’da ”Koca Ayak ya da Saskaç”, Kafkas dağlarında ”Almasti” ve Sumatra’da da ”Orang Pendek” adı verilirken, dünyanın başka bölgelerinde de başka isimlerle anılıyor. 

Himalayalar’da Tibetli kadınları kaçırdığı, çobanların sürülerini çaldığı söylenen Yeti, ‘‘iki ayağı üzerinde yürüyen, vücudu boz kıllarla kaplı dev bir yaratık’’ olarak tarif ediliyor. Yeti’nin varlığına dair en önemli kanıtlardan biri de, Himalayalar’ın eteklerinde kurulu Pongboçe Buda manastırında bulunmuştur. Bir zamanlar bu manastırda bulunan keşişler, kendilerini kötü şanstan koruduğuna inandığı için, Yeti’ye ait olduğuna inandıkları dev bir kurumuş parmak saklıyorlardı. 




Ayrıca yetinin, dev maymun Gigantopithecus yakın bir akrabası olduğu düşünülüyor. Yeti’nin soyundan olduğu düşünülen 10 metre boyundaki ve bir ton ağırlığındaki bu dev maymunlar, 300 bin sene önce yok oldu.



1 yorum:

Comments System